YakınPlanTV

1 MART NEDEN ÖNEMLİ?

1 MART NEDEN ÖNEMLİ?
6REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Mustafa Akay
Mustafa Akay( baskan_mustafaakay@hotmail.com )
34 views
02 Mart 2020 - 10:16
7REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.


Ortadoğu  bataklığı içinde depelenip durduğumuz şu günlerde, Türkiye önemli bir gününü hatırlıyor.  TBMM’nin yazdığı destanın yıldönümüdür. Yani 1 Mart…

Türkiye’nin kurtuluş ve kuruluş yolunda bir çok destanı vardır. Demokratik düzene geçildikten sonraki destanlarından birisi de “Bir Mart Tezkeresi”dir.

Evet.. Bir Mart Tezkeresi’nin reddedilmesi Türkiye’nin onurla, gururla tarihe geçen bir destandır.

Bu destanı yazanlar ise  o gün mecliste bulunan ve “hayır” oyu vererek yurtseverliklerini kanıtlayan isimsiz kahramanlardır. Elbette, bu tezkerenin reddedilmesinde en büyük pay CHP Genel Başkanı Deniz Baykal‘ındır.

Peki, Türkiye 1 Mart Tezkeresi noktasına nasıl geldi?

Neden 1 Mart Tezkeresi’nin TBMM’nde kabul edilmesi için ısrar edildi?

1 Mart Tezkeresi’ne giden koşullar nasıl oluştu?

Her şey bebek katilinin Kenya’da bize teslim edilmesiyle başladı. Bebek katilinin teslim edilmesi toplumda büyük bir heyecan dalgası yarattı ve 19 Nisan 1999 seçimlerinde DSP’yi birinci parti  yaptı, CHP’yi meclis dışına itti. Anasol Koalisyonu döneminde APO’nun teslim edilmesi DSP’yi toplum gözünde birden bire flaş parti haline getirdi. Bu elbette, yapılacak yeni seçimde DSP’nin birinci olması için bir ortam yarattı.

Popülist politikalar ve seçmenin duygusal yaklaşımı sonunda Türkiye’nin en uzun koalisyonu DSP-MHP-ANAP Hükümeti kuruldu.

İlk  başlarda işler gayet güzel gidiyordu.

Ama, Türkiye’de işlerin iyi gitmesi hiç bir zaman birilerinin hoşuna gitmezdi.

Dünyanın jandarması olarak nitelendirilen emperyal güç ABD’nin , on bin kilometre  ötelerden  bölgeyle ilgili yüzyıllık planları vardı.

İşte, bu planların uygulanması zamanı şimdiydi.

Irak, işgal edilecekti. Kafaya konmuştu bu. ABD, bu isteğini Ecevit’e duyurdu. Ecevit, her ne kadar duygusal  bir yapıya sahipse de en büyük özelliği yurtsever oluşuydu. Elbette, kesin bir dille reddetti ABD’nin Irak’ı işgal planındaki  topraklarımızda asker konuşlandırılmasını…

Ve, üzeri çizildi doğal olarak.

Ecevit, artık tukakaydı.

Gitmesi için düğmeye basıldı.

Önce kendi içinden sonra da ortaklarından darbeyi yedi. Ve seçime gidildi.

Yapılan seçimde Türkiye’nin en uzun ömürlü acı ilacı içmiş koalisyonunun partileri baraj altında kaldılar.

Seçime kısa bir süre önce kurulan  partinin genel başkanı başka hiç bir sıfatı olmadan ABD’de kabul edildi. Ve, seçim sonrası TBMM’nin 3/2’sini  bu parti kazandı.

Nasıl kazandı, neler vaat etti,  hangi sözleri verdi bilinmez?

Kurulan hükümetin ilk işlerinden birisi ABD’nin Irak’ı işgali sırasında yabancı postalların topraklarımızda konuşlandırılmasına ilişkin bu tezkereyi meclis getirmek oldu.

Yani, Türkiye’nin  Ortadoğu bataklığının içine tam anlamıyla çekilmesi bir  tezkere ile gerçekleştirilecekti.

Deniz Baykal önderliğindeki milletvekilleri bu kirli projeye karşı çıktılar. Topraklarımızda 65 bin ABD askerinin konuşlandırılmasının meydana getireceği otorite boşluğu anlatıldı. ABD’nin on binlerce kilometre öteden gelip, ortalığı karıştırdıktan sonra çekip gideceği, bizim ise bu  bölgede komşu  kalacağımız anlatıldı. Deniz Baykal, bugün halen açıklanmayan tutanaklardaki konuşmasında tarih yazacak denli  önemli vurgular yaptı. Dönemin CHP Genel Sekreteri Önder Sav, olayı baştan  aşağı irdeledi ve ABD askerini düşman askeri olarak niteledi.Sonuç, tezkerenin reddiydi.

TBMM bir destan  yazmıştı. 22. Dönem milletvekilleri bu  destanın  kahramanlarıydı.

Peki, iş bitti mi?

Biter mi?

ABD, bu tezkerenin reddiyle, siyasal ve ekonomik olarak büyük zarara uğramıştı, Irak’a girmesine karşı çıkan Ecevit’i harcadığı gibi, tezkerenin reddini sağlayan Baykal’a da fatura kesilmeliydi.

Baykal’ın açılım süreci içindeki milli politikaları, Türkiye’nin çıkarları konusundaki ulusal yaklaşımı zaten 1 Mart Tezkeresi nedeniyle kinlenen ABD’yi daha da beter kudurttu. Mayınlı arazilerin İsrail’e verilmesinin engellenmesi de çok kızdırmıştı hazretleri. Bunların bir bedeli olmalıydı.

O bedel, bir kaset kumpasıyla  ödettirildi ve neoliberal politikalara yol verilerek, adım adım Türkiye’nin bölünmesine giden süreç  başlatıldı.

Oysa, 1 Mart Tezkeresi’nden dersler  çıkarılmış olsaydı, bugün Suriye bataklığında şehitler vermezdik. 

Tek Adam rejimi böyle bir şey işte… Tek Adam ne derse o oluyor, kınalı kuzular can verip gidiyor. Şehit haberlerinden üç gün sonra basın toplantısı düzenleyen ülkenin tek hakimi, açıklamalarını halen “gezi” ile süslüyor, bir aralar kahkahayla gülebiliyor… Yazık oluyor ülkeme…

8REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.