YakınPlanTV

ATATÜRK DİYOR Kİ: MİLLETİM KÖR EDİLDİ!

ATATÜRK DİYOR Kİ: MİLLETİM KÖR EDİLDİ!
6REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Şenol Ateş
Şenol Ateş( atessenol@gmail.com )
113 views
05 Şubat 2020 - 10:30
7REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Ülkede 18 yıldır gerici, yobaz bir iktidar var.
Laik cumhuriyeti dönüştürme, ortadan kaldırma çabası içindeler.
Büyük ölçüde de başarılı oldular.
Emperyalizmle birlikte hareket içindeler, hainlik yapıyorlar.
Bırakın ılımlı İslamı, şeriat devletine dönüştük, dönüşüyoruz.
Ramak kaldı.
Az daha uyursak, uyanmazsak.

******

Nereden geldik yine bu muhabbete.
Aklımızdan çıkmıyor ki…

*****

Üniversitede sadece bir yıl birlikte okuduğumuz, avukat bir arkadaşımla buluştuk.
Dost mu dost, can mı can.
Temeller sağlam atılmış yani. İki duble içip dertleşirken, söz yine döndü dolaştı “Ne olacak bu memleketin hali”ne…
Konuştuk uzun uzun memleket hallerini, dertleştik.

*****

Ayrıldık.
Bindik, Dikmen dolmuşuna.

Eve varıncaya kadar, kendimizle bir hesaplaşma içine girdik mi…
Gariptir, bir an gözümüzün önüne önderimiz, dünyanın en büyük devrimcisi, Mao’sundan Fidel’ine dünya devrimcilerinin örnek aldığı,
21’inci yüzyılın en büyük lideri seçilen Gazi Paşa’m geldi.

***** Ben hüzünlü, ben mahcup.
Kafamı kaldıramıyorum, yüzüne bakamıyorum.
“Çocuk” diyor.
“Kaldır kafanı hesap ver.”
(Bu hesaplaşmayı rahmetli İsmet Solak’ın Hürriyet Gazetesi’nde yazdığı, “Rüyamda Atatürk’ü gördüm. Aramızda şöyle bir konuşma geçti” diye anlattığı yazıya benzetmeyin lütfen.)
Dediğim gibi; bu bir rüya değil, yüz yüze bir hesaplaşmaydı.
Vicdanlı bir vatandaşın, hesabı ödeyemeyen bir yurttaşın çaresizliğini düşünün.
Öyle bir şey işte.
Anlayın artık.

*****

“Paşam, benim size söyleyecek bir şeyim yok, mahcubum”
Sessizlik…
Sonrasında bir cesaretle, “Sizin bize söyleyecek çok sözünüz olmalı ama” diyorum.
Belli ki dertli, hüzünlü.

“Susmayın lütfen. yurttaşlarınız, Türk Milleti sizi sever. Bugünkü görüntü sizi yanıltmasın. Siz onlar için canınızı verdiniz, onlara insan olduklarını hatırlattınız,”
Uzaklara dalıyor, düşünüyor.
Kendi içinde bir hesaplaşma içinde olduğu görülüyor.
Hayal kırıklığı yaşıyor, bir şeyleri kabullenemiyor.
İsyanlarda.

*****

“Bak çocuk…
Hangi birini söyleyeyim sana.
-Milli egemenliği teslim ettiğim Meclis, benim Meclis’im olmaktan çıkmış.
Benim kurduğum, Kurtuluş Savaşı’nın en kritik zamanlarında hesap verdiğim, görüşünü aldığım, milletin temsilcisi Gazi Meclis değil artık TBMM. Kendini tek adama teslim etmiş, figürana dönmüş. İhanet içinde senin anlayacağın.
-Türk Silahlı Kuvvetlerine ne demeli. Benim Cumhuriyeti korumakla görevlendirdiğim, cumhuriyeti emanet ettiğim, güvendiğim kurum olmaktan çıkmış. Benim yasakladığım, en büyük tehlike olarak gördüğüm gerici, dinci, yobaz, çağ dışı bir anlayışın temsilcisi sümüklü bir ilk okul mezununa teslim olmuş. O da yetmemiş, demokrasinin bekçiliğinden vaz geçip tek kişiye teslim olmuş. Diktatör heveslisi birinin ordusu olmuş.” Yine uzaklara bir bakış, derin bir nefes alış ve suskunluk.
Yine belli ki, mücedele ettiği, hayatını ortaya koyduğu o günleri düşünüyor.
Çok güvendiği milletini ve kurumlarını eleştirmek konusunda gidiyor geliyor.

*****

“-CHP’ye ne demeli… Benim iki büyük eserimden birisi olan CHP’ye.
Biliyorsunuz, her zaman söyledim. benim iki büyük eserim var; biri cumhuriyet, diğeri de Cumhuriyet Halk Partisi. İşte bu CHP, benim büyük eserim olmaktan çıkmış. Ülke şeriata gidiyor, tek adam diktatörlüğüne, padişahlığa, sultanlığa, halifeliğe, gidiyor. Korumak için grup konuşmalarının, birkaç basın toplantısının dışında bir çaba yok. Mücadele yok. Devrimci ruh, aydınlanmacı isyan yok.
Bu beni çok kahrediyor, biliyor musun çocuk…
Göz göre göre, gözümüze soka soka şeriat devleti oluyoruz.
Bunu hiç mi görmüyor benim partim.
Bu gerici zihniyeti meşru kılan, demokrasiye inanmayan, bu laik cumhuriyet düşmanı anlayışın ülkemi AB’ye sokacağını, demokrasiyi getireceğini, asker vesayetini yıkacağını söyleyerek ihanet içinde bulunan,
ülkesini ve çağdaş değerleri satan liboşlarla kahvaltı edip,
onların değirmenine su taşıyan CHP yetkililerinden söz ediyorum.
Umudunu, Ekmelettin gibi bir cumhuriyet düşmanına bağlayan, iş başındakilerden farkı olmayan Gül gibi, Davutoğlu ve Babacan gibi ikiyüzlülerle birleşmeyi düşünebilen, hatta partisine alanlara sözüm.
Ah çocuk ah.
İçim yanıyor.”

***** Hayatını ulusuna adamış, olağanüstü işler başarmış, ama 57 yaşında 70’lik bir insan görüntüsüyle bu hayattan çekip gitmiş O insan, “Bu arada Milletim ne yapıyor” sorusunu soruyor.
Yanıt yine kendisinden
“-Halkım, milletim gerçekten ne yapıyor. Biz boşuna mı, kurşunların önüne atıldık. Yedi düvelle, emperyalizmle boşuna mı mücadele ettik. Onları boşuna mı yurdumuzdan kovduk.
‘Tam bağımsızlık’, ‘özgürlük’ diye boşuna mı haykırdık. Onları kul olmaktan çıkarıp vatandaş yapma bir şey ifade etmiyor mu da, yeniden kul olma peşine düştüler.
Cumhuriyet’ten ne istiyorlar ki, yeniden monarşi özlemi duyuyorlar, padişah ve halifelik peşindeler.
‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyebilecek kadar aklını yemiş, tımarhanelik insanları ziyaret edip, masalarına oturtabildiler.
Bunları kabul etmek çok zor çocuk.
Ciğerim yanıyor, kalbim sızlıyor.
Sen anlat; ne yapmalıyım, ne söylemeliyim.
Vatan sevgisi kalmamış, ataya saygı yok olmuş, geçmişle dalga geçilir hale gelmiş.
Bağımsızlık, özgürlük, cumhuriyet, demokrasi, kadın-erkek eşitliği, yurttaşlık ve vatandaşlık bilinci…
Hepsi bitmiş.
Mutlu insanların yaşadığı bir ülke istedik.
Bütün çabamız, çocuklarımız ve gelecek kuşakların mutluluğu içindi.
Bunlar yanlış mıydı çocuk.
Biz nerede yanlış yaptık da bu kadar vatan haini ortaya çıktı.
Çekinme, söyle çocuk.”

*****

“Şey Paşam. Öyle demeyin. Bu Millet bu kadar vefasız, vicdansız değildir. Sizi severler. Sizin armağan ettiğiniz çağdaş değerlerden vazgeçmezler.”
“-Gerçekten öyle mi? Fakirleştirip sonra kendilerine muhtaç ettirenlerin bir çuval patates, soğan ve kömürüne satmazlar mı bizi? Ama bunun tersini gördük.
Bak çocuk; benim milletim, en hassas olduğu konularda bile kör edildi.
Her gün şehitler geliyor. 3-5 şehit. Sıradan bir olay gibi karşılanıyor. Tepki yok, hesap sorma yok.
Vatan yabancılara satılıyor, ‘tık’ yok.
Teröristlerle pazarlık yapılıyor, millet başka bir alemde.
Türklük, devlet ortadan kaldırılıyor, görmezden geliniyor.
Devletimiz şeriatla yönetilir hale gelmiş adeta, Okullarda dinci bir eğitim almış başını gitmiş.
Milletim tatlı tatlı uyuyor.
Ömrünü milletine adamış bana ve arkadaşlarıma haince ve haksızca saldırılar yapılıyor, benim milletim buna ‘dur’ demiyor.
Ve üzücü olan ne bilir misin çocuk…
Bütün bunlar 18 yıldır süregeliyor, milletim hala seyrediyor.
Beni daha fazla konuşturma, yoksa…”

***** Birden hiddetlendi, sesi yükseldi.
“-Benim gençliğime ne oldu peki…
Benim devrimleri koruma görevi verdiğim, en çok güvendiğim ve ümidim olan gençlik…
Nerede, ne yapıyor?”
“O gençlik başka bir alemde Paşam. Değerleri değişti. Vatan-millet sevgisi yok artık sizin döneminizdeki gibi” diyemedim.
Ama anladı O.
“İşte şimdi işinizin zor olduğunu söylemeliyim.”

*****

Bir eli cebinde, bir eli şakağında gitmeye hazırlanıyor.
Son bir hamle; atılıyorum:
“Küsme bize, sana layık olamadık. Hakkını helal et. Son bir şey; Umut yok mu Atatürk’üm.”

Mavi gözleri yine çakmak çakmak.
Döndü, baktı ve gülümsedi.
“Umut olmaz mı… Milletim bilmelidir ki; Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.
Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.”

*****

“Açtığın yolda yürüyeceğimize söz veriyoruz” diye fısıldarken O mavi gözlü dev omuzları çökmüş şekilde çoktan gitmişti.
Bizi boynu bükük, mahcup bırakarak…

8REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.