YakınPlanTV

GÜVENLİK Mİ YOKSA “KUMANDALI İNSAN” MI?

GÜVENLİK Mİ YOKSA “KUMANDALI İNSAN” MI?
6REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
1.116 views
31 Ocak 2020 - 6:02
7REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Saygıdeğer okurlar, bu dizide sizlere aktaracaklarımı lütfen bir kenarda korumaya alınız. Çünkü bu devletin bir zamanlar kurup işlettiği parmak ısırtacak bir yapıdan söz edeceğim. Bu bilgilere bugün de bundan sonra da muhtemelen ulaşamayacaksınız. Benim burada söz edeceklerim bir büyük bütünün belki de zerresi. Peki bu bilgileri sizlere neden aktarıyorum? “Enseyi karartmayın, umutlarınızı yitirmeyin ama mücadeleden de vazgeçmeyin” ana fikri ile…

“BİLİMLER VE İLİMLER AKADEMİSİ”

Bir zamanlar bu ülkede bir “Bilimler ve İlimler Akademisi” vardı. Kadim belgeleri incelemek ve AR-GE çalışmaları birinci görevleriydi. “Kozmik” kategoride gizliliği vardı. Akademiye alınanların soy-sop, her şeyleri araştırılır, “Vukuatlı geçmiş” incelemelerine göre göreve alınırlardı. Soyunda savaştan, cepheden, askerlikten kaçanların olduğu kişilere asla görev verilmezdi. Tabii ki soyunda yüz kızartıcı suçlar işlemiş olanlar da yapının içinde yer almaz; ama bu günlerde pek de önemsenmeyen “Vergi kaçırmak”, “Naylon fatura” vermek-almak gibi suçlar işleyenlerin eş, çocuk, torunları da bu yapıda kendine yer bulamazdı.

İdari yönden sistemin başında geçmişte “Özel Harp” eğitimi almış emekli karacı bir tuğgeneral bulunurdu. Sistemin tüm masraflar örtülü ödenekten karşılanır, ancak örtülü ödenekten aktarılan para bir “İta Amiri” üzerinden geçirilerek sisteme sokulurdu. “İta Amiri” bir korgeneraldi. Çünkü o zamanlar Devlet, devlet terbiyesinin ne olduğunu bilenlerin elindeydi. İçlerinde Ermeni, Rum, Yahudi kökenliler de yani “Azınlık” olarak nitelendirilen pek çok değerli vatan evladı da vardı. Özellikle “Yetim”, “Öksüz” olanların sisteme alınmasına özen gösteriliyordu.

Ana araştırma alanları içinde Kur’an-ı Kerim de vardı ama sistemi kuran, kurgulayanların çok özel bir talimatı çok önemliydi: “İncelemelerinizde hiçbir şeye KUTSALLIK izafe etmeyin!” Akademi çalışanlarının bütün bilgi ve belge ihtiyacı için hiçbir sınırlama konulmamıştı, kimselerin bilmediği, bilemediği, bilmesi mümkün dahi olmayan bilgi ve belgelere onlar erişebiliyorlardı. Zaten Türkiye Cumhuriyeti Devleti binlerce yıllık devlet tecrübesi sonucu, “Belge” yok etmenin mümkün olmadığı bir organizasyona sahipti. Bilgi ve belgelere erişim konusunda “Engel çıkaranlar” sitemin dışına çıkarılıyordu. Sistemin ana yapısının yönetim ve denetiminde görev verilenlerde aranan en büyük özellik: Makamları ile şereflenmemiş, aile şerefini makamlarına taşımış kökten görme olmalarıydı. İbn-i Haldun’un ve Farabi’nin çalışmaları sistem yöneticilerinin başucu eserleriydi. Çalışanların maaş, hak ediş, yolluk istek ve harcamaları gibi bir sorunları yoktu; çünkü herkes sistemden ihtiyacı olduğu kadarını talep ediyordu.

Akademinin üzerimde en derin izler bırakan araştırmalarından biri, şu anki nüfusumuz içinde tertemiz sicile sahip olan vatandaşlarımızın oranıydı yüzde on üç. Cumhuriyetin ilanında bu oranın yüzde dokuz olduğu da belirlenmişti. Yaklaşık altmış yılda o yüzde dokuz, sadece yüzde on üç olabilmişti. Peki bu yüzde on üçlük nüfus şu anda hangi görevlerdeydi? Devlet yönetimindeki çarkların neresinde yer alıyorlardı? Bu bilgiye nüfuz etmek kolay değildi.

1990 yılı sonlarına doğru kurulmuştu, 1993 Mayıs ayında sistemin akarı kesildiğinden kendi kendini lağvetmişti. Bu kadar kısa sürede pek çok çalışmalar yapılmıştı. Bugünler için bile “Uçuk” denebilecek araştırmalara imza atmışlardı.   

Bu dizide size bunlardan birini aktaracağım. Özellikle belirtmeliyim ki; bu çalışmada yer alanlar daha sonraki yıllarda kendilerince oluşturdukları bir sosyal ağ ile deneme çalışmalarını da yapmışlardı.  

KONU: “TEK TİP İNSAN YARATMADA UYGULANABİLECEK YÖNTEMLER”

Bu konu uzun uzun tartışılmış ve modellemeler üzerinde de yoğunlaşılmıştı. Farz ve kabuller oldukça netti

-Tanrı’yı Kıyamete zorlamak ideali ile hareket eden, “Küresel Eşkıya”yı da sevk ve idare eden bu yapı “İnsanları kontrol” için her türlü yönteme başvurabilir.

-Başlangıçta insanları bu operasyonlara razı edebilmek ve başlangıçta desteklerini alabilmek için “Terörist hareketler”, “Salgın Hastalıklar”, “Açlık-susuzluk” ve “Doğal Afetlerin yıkımlarını” kullanabilir.

-Ülkelerde kendilerinin belirledikleri iktidar ve muhalefet taraftarları arasında cepheleşmeler yaratarak, modellemelerini muhalifleri üzerinden teste tabi tutabilir.

-Miletlerin, halkların “Kadim, bilgi, belge ve becerileri” ile devletlerin hafızalarına çeşitli gerekçelerle saldırarak, yağmalayarak “Gnostik Savaş” uygulayabilir.

-Teknolojik gelişmeler süreciyle nesiller arası ve kuşakların kendi içindeki  iletişimleri minimum seviyelere indirilerek insanların yaratıcılıkları, kültürel değerleri, sosyallikleri, psikolojileri, fizyolojik özellikleri ve farklılıkları manipüle edilebilir.

Bugün baktığımda bütün farz ve kabullerin yaşama geçirildiğine şahit olduğumuzu düşünüyorum. Dahası, bu akademinin kapatılmasına neden olunarak geleceğimizin uluslararası sermaye ve menfaat guruplarına peşkeş çekildiğine inanıyorum. Bu konu hakkındaki yazı dizisini sizlere aktarma sürecinde asla iç siyasi aktörleri hedef almayacağımdan emin olabilirsiniz. Çünkü sizlere aktaracaklarım bence oldukça değerli.

Burada aktaracaklarımı da kapsayan dizi film senaryo çalışmalarının yaklaşık iki yıl önce birileri tarafından sabote edildiğini, yapımcının ve yönetmenin tehdit ve şantaj ile bizlerden uzaklaştırıldığını da belirtmeden geçmek istemiyorum.

“KÂBUS”

Bir gece sıcak ve mutlu evinizde ailenizle birlikte uykuya daldığınızı düşünün. Sabah uyandığınızda çalar saatinizin, kolunuzdaki saatin, ısıtma/soğutma/havalandırma sisteminin çalışmadığını, elektrikli ve elektronik bütün araçların radyo-TV-buzdolabı-bilgisayar-sustuğunu, aracınızı çalıştıramadığınızı hatta aracınızın kapısını dahi açamadığınızı, elinizdeki kredi kartı-banka kartı gibi sistemleri kullanamadığınızı, alışveriş yapamadığınızı, evinizde suların dahi akmadığını düşünün… Bir yere gitmek isterseniz tek seçeneğin yürümek olduğunu ama bunun da boşuna bir gayret olduğunu düşünürseniz belki de “KÂBUS”tan kastımın ne olduğunu sizlere daha net olarak aktarabilirim.

Tüm bunlar olurken, bu sistemi kurgulayanların ve operasyonu içeriden ve/veya uzaktan yönetenlerin dert  üstü-murad üstü yaşadıklarını, bizlerin çaresizliğini zaman zaman katılarak izlediklerini düşünün.

DEVAM EDECEK

8REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.