YakınPlanTV

SÜLEYMANİ SUİKASTİ ULUSLARARASI BİR ORGANİZASYON

SÜLEYMANİ SUİKASTİ ULUSLARARASI BİR ORGANİZASYON
6REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
1.064 views
12 Ocak 2020 - 12:42
7REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Saad Hariri ile Kasım Süleyman son yıllarda artan bir sayıda kaç kez görüştüler? Görüşme konusu/konuları neydi? Cem Uzan’ın Balkanlar ve Ortadoğu’daki ilişkilerini bilen var mı?

2006 yılında İsrail, Güney Lübnan’dan HİZBULLAH güçleri tarafından adeta sökülüp atıldı. HİZBULLAH harekâtlarının ardında askeri beyin olarak Kasım Süleymani vardı. O güne kadar Dünya’nın sipariş sırasına girdiği MERKAVA tankları HİZBULLAH savaşçıları tarafından teker teker yok edilmeye başlanınca sipariş iptalleri başladı. Dozerler tarafından açılmış siperlere giremeyen Merkavalar keklik gibi avlanıyordu. Savaş Sanayi çok büyük bir darbe aldı. Dünya’nın ilk ve tek personel tahliye özelliğine sahip Merkavalar Hizbullah savaşçılarının karşısında konserve kutularına dönmüştü. O günlerde ve daha sonrasında diaspora ve yerleşik Yahudiler takkelerini önlerine koyarak düşünmeye başladılar. Sünnilerin karşısında oldukça hızlı ve emin adımlarla mevziler kazanan Kasım Süleymani ne zaman önlenmeliydi? Bir yandan Umman Körfezi ve özellikle Hürmüz Boğazı ile denize çıkışı tehdit altında olan İran, diğer tarafta Küresel Eşkıya’nın Ortadoğu’da “Kadim Oyuncak” Kürtler üzerinden sıcak denizlere çıkış planları. Kasım Süleymani, Irak’ın orta ve Güney Bölgesinde Şiilerle önemli cepheler ele geçirmiş, Suriye’ye Türkiye’nin arkasını dönmesi sayesinde orada da Suriye’nin orta ve Güney kesiminden Akdeniz’e çıkış yollarını oluşturmaya başlamıştı. Bizimkiler ülkemizde Yeni Katar için “Yüzyılın Projesi” adı altında bir getto yaratırken, Kasım Süleymani ilan edilmemiş topraklar kazanarak İran’ı Irak-Suriye üzerinden denize çıkartmaya çabalıyordu. İsrail’de liman kiralayan Çin, İsrail’in hemen arkasını dayadığı Golan Bölgesi ardında gölge İran. Kasım Süleymani de artık çok oluyordu. Elin oğlu ülkesi için sinsice koridorlar yaratırken bizdeki “Yüzyılın Lideri” Türkiye’nin masalardaki en büyük zaferlerinden biri olan Montreux’u uluslararası alanda tartışmaya açacak hamleler yapıyordu. Dahası bu güne kadar Kasım Süleymani Küresel Eşkıya’nın BOP Bölgesi’ndeki tüm “Eşbaşkanları”nın fiyakalarını teker teker bozuyordu.

Pers tarihi, Ortadoğu-Mavera-ün Nehr bölgesindeki tüm kadim kavim ve “milletlerin” de olduğu gibi kalleşlik-kahpelik tarihidir. Bu bölge kadim tarihin bölgesidir, kadim medeniyetin bölgesidir ama aynı oranda kadim ihanetlerin de bölgesidir. Bu nedenle Kasım Süleymani de elde ettiği tüm başarılarla İran’da da hedef olmaya başlamıştır. İslami inancı sahtekârlık-göz boyama-örtü altında her türlü pisliğe müsamaha içtihatları ile örülmüş Şii Dünyası’nın beyni durumundaki İran’da da Kasım Süleymani karşıtı cepheler oluşmaya başlamıştır. Bir yılan kadar soğukkanlı, bir tilki kadar zeki, bir karınca kadar çalışkan ve bir çakal kadar acımasız, ısrarcı olan Kasım Süleymani “düşmanlar” arasında da ortak hedef haline gelmiştir.

Kasım Süleymani’ye yapılan suikastte en yakınındaki ve en güvendiği Perslerin Küresel Eşkıya ile işbirliği olmasaydı bu suikast bu kadar başarılı olamazdı. Siz bakmayın İran’ın Dini Lideri Hamaney’in günlerce ağladığına; o gözyaşları üzüntü gözyaşlarından daha çok çaresizlik gözyaşlarıdır. Bu olay bizde Merhum Orgeneral Eşref BİTLİS’in uçağı havalandığı sıralarda makam masasında hıçkırıklara boğulan İsmet SEZGİN’in gözyaşları gibidir. Katledileceğini bildiği ama aslında delikanlılığı, yürekliliği, çıkarsız efendiliği ile hayran olduğu Jandarma Genel Komutanı’na bildiklerini aktaramama pişmanlığı gibi bir pişmanlık. Çünkü Türkiye için de Merhum Orgeneral Eşref BİTLİS “Çok oluyor”du. Üstelik ilk Yüksek Askeri Şura’da da Genelkurmay Başkanlığı söz konusuydu. Her ne kadar teamüllere ve işleyişe aykırıysa da Merhum ÖZAL bu yolu açabilecek biriydi. Çünkü Merhum ÖZAL’ın görevden kaçmayacak, görevini hakkıyla yapacak, gözünü budaktan esirgemeyecek, Küresel Eşkıya’nın gayrimeşru çocuğu olmayan delikanlı bir Genelkurmay Başkanı’na ihtiyacı vardı. Sakın ola ki kimse Kasım Süleymani ile daha önceki yazılarımda dile getirdiğim Merhum Kâşif Kozinoğlu ile ya da Merhum Eşref Bitlis paşa ile kıyas yaptığımı düşünmesin. Bırakın Eşref Paşa’yı Kasım Süleymani’nin Kafkaslardaki, Türk Cumhuriyetleri’ndeki, Balkanlardaki ve Afganistan-Pakistan’daki tüm adımlarını akamete uğratacak, onun başına patlatacak bir tek kişi vardı o da Kâşif Kozinoğlu idi. Şu son cümlem bile AKP-Fetullah Gülen zindanlarında Kâşif Kozinoğlu’nun esir edildiğinin ve sonrasında da katledildiğinin özetidir.

TEK MERMİ ATMADAN/ATTIRMADAN YUNANI TUŞ ETTİREN ADAM

KÂŞİF KOZİNOĞLU

1990’ların ikinci yarısı, Merhum ÖZAL “halledilmiş” yerine Küresel Eşkıya’nın kadim adamı Süleyman DEMİREL Cumhurbaşkanı olmuştu. Yunanistan Makedonya’yı ilhak etmek dâhil tüm planlarını yapmış ve Makedonya sınırına yığınak yapmaya başlamıştı. Yunanistan dişine göre bir av bulmuş, Balkanlar’daki etkisini artırmak için de Makedonya’ya askeri harekât yapmanın peşindeydi. Makedonya Cumhurbaşkanı’nın danışmadan adım atmadığı Kâşif Kozinoğlu yurtdışı görevdeydi; Makedonya’da çok uzakta. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları’nın hiç birine ulaşamamıştı. Önü kesiliyordu. Makedonya göz göre göre Yunanistan tarafından işgal edilecekti. Sorumlular ve yetkililer Kâşif Kozinoğlu ile saklambaç oynuyordu. Kâşif Kozinoğlu bir punduna denk getirerek Alparslan Türkeş’e ulaştı, herkesin kendisinden kaçtığını, saklandığını ifade edip “Yapıda tek kahpe olmayan siz” diyerek söze girdi. Planını anlattı. Türkeş Demirel’i aradı ve plana razı etti. O gün ve gece Makedonya’ya C-130’lar ve C-160’lar ile 25 sorti uçuş yapıldı. Uçaklar Kayseri’den kalkıp Ankara’ya iniyor, yüklemeler yapılıyor ve oradan da Makedonya’ya uçuyordu. NATO da, Yunanistan da, ABD de kısaca tüm aktörler olan biteni izliyordu. Ve sanıyorlardı ki Türkiye’ye 1.500 tam teçhizatlı komando sevk etti.

Sabahın ilk ışıkları ile Makedonya sınırındaki askerleri gözleyen Yunanistan, sınırdaki askerlerin üzerinde Makedonyalıların değil Türk askerinin kullandığı kamuflajlı elbiselerle donatılı askerler gördüler ve harekât merkezlerine rapor ettiler. Yunanistan Türk Askeri ile çatışmayı göze alamadı ve harekâttan vaz geçti, yığınağı üç gün içinde geri çekti. İşte Kâşif Kozinoğlu tek mermi atmadan, attırmadan büyük düğümleri çözebilecek bir vatan evladıydı. Ve son günlerde şu soruyu soruyorum kendime, Kâşif Kozinoğlu katledilmeseydi ve Kasım Süleymani yetkisi-desteği ona verilseydi acaba Ortadoğu, İran, Irak, Suriye, Kıbrıs, Doğu Akdeniz; Balkanlar ne halde olurdu?

İşte şimdi söyleme zamanı; tüm TV’lerde gazetelerde ahkâm kesen fersude ve çoğu kifayetsiz askerler, yalaka ve kemikçi “aydınlar”, kapı kulu gazeteciler, emekli salon generalleri bu günlerde Kâşif Kozinoğlu ilişkisi üzerinden son 30 yıllık Türkiye tarihini neden sorgulamazlar? Ya da Kâşif Kozinoğlu gibi yürekli, zeki, bilekli, onurlu vatan evlatlarına komuta edebilecek generallerin son 30 yıl içindeki tasfiyelerini neden sorgulamazlar. Ben diyorum ki Merhum Korgeneral Lütfi Akdemir “açıklanamaz” bir kalp krizi sonucu “vefat ettiğinde” Hava Kuvvetleri’nde pek çok general nasıl sevinçten göbek attıysa Kasım Süleymani’nin katledilmesinden sonra da İran’da, hatta Türkiye’de acaba kimler göbek attı? Şimdilik bu sorgulamaları bırakmak, açık sorgulamaları GİRDAP adlı kitabımın bundan sonraki serisinde okuyabileceğinizi belirtmek istiyorum.

KASIM SÜLEYMANİ SUİKASTI BİR ULUSLARARASI KONSORSİYUM İŞİDİR

Kasım Süleymani sonrası neler olup biteceğini düşünenlerin bu gerçeği bilmemeleri, hiçbir çözüme ulaşamamaları demektir. Dikkatle bakıldığında son beş yıldır Küresel Eşkıya’nın BOP/GBOP eş başkanlarının bölgede sıkıştıklarını görürsünüz. Türktelekom’u satın alan ailenin Suudi Arabistan Saraylarından zuhur eden “Veled-i Zina”sı Refik HARİRİ’nin oğlu Saad HARİRİ’nin, yani Lübnan’daki “Eş başkanın” sıkışması oldukça dikkat çekicidir. Çok bilmişlere bu aşamada sormamız gereken soru şudur, Saad Hariri ile Kasım Süleyman son yıllarda artan bir sayıda kaç kez görüştüler? Görüşme konusu/konuları neydi?

UZAN Ailesinin, özellikle Cem UZAN’ın Türkiye’ye dönme girişimlerini, çabalarını tam olarak okuyabilen var mı acaba? Cem UZAN’ın ayaklarının Balkanlar’da ve Ortadoğu’da hangi ülkelere bastığını analiz eden var mı acaba? Cem UZAN’ın bu aşkı, bu tutkusu neden acaba? Siz “Uykuya yatırılmış eş başkan adayları”nın kimler olduğunu dile getiren birini gördünüz mü bu ülkede? Merhum Aytunç ALTINDAL dışında… Şimdi “Kale”sindeki ağacın ya da fidanın bu konuda bir fikri var mı acaba?

Ülkemizde yıllardır şu ya da bu şekilde vatan evlatlarına karşı yapılan suikastleri sorgulamayan, sorgulasa da dile getiremeyen, dilinin ucuna gelenleri söylemektense dilini ısıran, kaleminin ucuna geldiğinde aman yazmayayım deyip kaleminin üzerine oturanlarla Kasım Süleymani olayının önü, arkası, sebep, sonuçları açıklanabilir mi? Aslını inkâr edenlerin, her şeye maydanoz olanların, meşrebi-menşei belirsizlerin genelde davet edildiği TV programlarında yapılan tartışmalarla akılcı çözümlemeler kamuoyuna sunulabilir mi?

Ama siz gerçekleri buradan YakınplanTV’den okuyabilir, öğrenebilirsiniz. Bizden söylemesi.

Devam edecek.   

8REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.