YakınPlanTV

SURİYELİLER VE TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK SORUNU

SURİYELİLER VE TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK SORUNU
REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
116 views
27 Kasım 2019 - 13:28
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

HAMZA GÜL

Suriyeli olmak mı gerek?

Başlığa bakarak kim niçin Suriyeli olmalı sorusu aklınıza gelebilir. 20 yıl Güneydoğuda özellikle Suriye ve Irak sınırı kentlerde gazetecilik yapan birisi için bu sorunun yanıtı çok net. Bu bölgede yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir çoğunun artık ‘Ben de Suriyeli olmak istiyorum’ sesleri Ankara’dan bile duyuluyordur. Ankara’da duymak istemeyen kulakların tıkaçları ne zaman açılır bilmiyorum ama ben birkaç yıl içinde bu seslerin artık iç savaş nidaları ile  o tıkaçların yerinden çıkacağını tahmin ediyorum.

Nasıl mı?

Suriye ile sınır olan kentlerimiz güneyden başlayarak Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin’de yaşayan Suriyeli sayısı  1 milyon 264 bin 445 (bu sayı İstanbul’da faaliyette bulunan Mülteciler ve Sığınmacılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin 7 Kasım 2019 tarihli bültenindeki rakam) Bu kentlerin komşuları olan Şırnak, Adıyaman, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adana ve Mersin’de yaşayan Suriye’li kardeşlerimizin sayısı ise 630 bin 178.  Yani 11 vilayetimizde yaşayan Suriyeli sayısı  2 milyon 156 bin 623 kişi. İstanbul’da  var olan Mülteciler ve Sığınmacılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin 7 Kasım 2019 tarihli bültenindeki Türkiye’deki toplam 3 milyon 682 bin 434 Suriyeliden yüzde 58.55 i bu kentlerimizde yani Suriye sınırımızda yaşıyor.

Vatanlarına yakın olduğu için mi acaba?

Coğrafi olarak yakın olabilir ancak bu insanların buraya yığılmasının asıl nedeni kısa bir gelecekte bu bölgedeki sınırın yeniden belirlenme planının bir adımıdır.

Neden mi ?

Türkiye Suriye arasındaki kara sınırımız 1955-1965 yılları arasında mayınla kapatılırken bu sınırdaki yerleşim yerleri ne yazık ki bölündü.  Bu bölünmeden aynı köydeki akrabaların bir kısmı Suriye’de bir kısmı bu yukarıda saydığım sınır kentlerimizde kaldı. Senelerce gerek baba Esat döneminde gerekse de Beşar Esad döneminde sınırdaki dikenli tellerin ardındaki bayramlaşma ve hasret giderme haberlere konu oldu.

Oysa şimdi Türkiye’ye gelen Suriyelilere baktığımızda durum o dikenli tellerin arkasındaki özlem ve hasret kokan duygulardan farklı. Çünkü Beşar Esad’ın (Esed) olarak tanımlanmasının ardından misafirimiz olan Suriyeli kardeşlerimiz baskın olmaya başladı! Nasıl mı ? Mağrur geldiler Mücahit oldular ve Müteahhit olanak kalacaklar.

‘Balık tutmayı değil Balık vermeyi tercih ettik’

1960’larda Almanya’ya giden gurbetçilerimize önce Almanca öğrettiler ardından Alman gibi yaşamayı. İlk giden kuşak gerçekten öylede davrandı. Vergi kaçırmadı, suç işlemedi, hatta azda olsa Almanca bile öğrendi.  Oysa bize misafir olan Suriyeliler bırakın Türkçe öğrenmeyi, bizdeki ağır aksak işleyen hiç bir kanun ve uygulamaya da tabi olmadan SURİYE’Yİ TÜRKİYE’YE GETİRDİLER..  Kendi  yaşadıkları yerlerde kendi bakkallarını marketlerini  mağazalarını kurup kendilerince varoşları çok olan ülkemize yeni gettolar kazandırdılar. (Hemde bizi yönetenlerin izinleriyle)

Suriyelilerin suç karnesi..

Suriye sınırındaki kentlerde yaptığım incelemelerde burada yaşayan sığınmacıların büyük bölümünün yaşadıkları kentlere uyum sağladıklarını hatta öylesine ki artık yaşadıkları yeri SURİYE olarak bile gördükleri  ortaya çıkmaya başladı. 2015 milletvekilli seçimlerinde parti çalışması yapan CHP Gaziantep Milletvekili arkadaşım Avukat Mehmet Gökdağ Gaziantep’te bir kuyumcuya giriyor ve bakıyor ki mekanda bulunanın tamamı Suriyeli gayrı ihtiyari soruyor

–Aranızda Türk yok mu? Diye  yanıt çok düşündürücü…

Müessemizde yabancı çalıştırmıyoruz. Hal böyle iken tabi artık yerleştikleri yerde kendilerine tanınan özel imkanlardan bu sığınmacı kardeşlerimiz yaşamın her alınında sanki bir daha kendi ülkelerine dönmeyecek gibi imkanlarınca yatırım yapmayı da ihmal etmiyor.  Yukarıda bahsettiğim kuyumcudan, bakkala, fabrikadan ekmek fırınına hatta gece kulübünden, kendi çek senet mafyasına kadar bir çok alanda kendilerine iş sahası yarattı.

Sınır kentlerinde bir günde işlenen adi veya organize suç olaylarında Suriyelilerin karıştığı suçların oranı yüzde 70 e varıyor. Ancak bu bilgiler haberlere yansımıyor.

Neden mi?

Yasak da ondan…

Valilikler Suriyelilerin karıştığı suç olaylarının kamuoyu ile paylaşmasını yasaklamış. Suriyeli yaptığı çocuk başına aylık para alıyor, (Bunun içindir ki çocuk yaşındaki kadınlar üç-beş çocukla görülüyor) evini ısıtmak için kömür ve elektrikli ısıtıcı yağlı radyatör petek alıyor, mama alıyor, aylık harçlık alıyor, kira yardımı alıyor, bu yardımları aldığında ise hemen taksi çağırıp evine taksi ile gidiyor. Hani bu arkadaş sığınmacıydı!

30 yıl çalıştım ve bu ülkeye vergi ödedim ama maaşımı alınca evime taksi çağırıp gidemiyorum. Ben de mi Suriyeli olmalıyım?

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.