YakınPlanTV

SARAYDA GÖRÜŞME TARTIŞMASINA AKŞENER YORUMU

SARAYDA GÖRÜŞME TARTIŞMASINA AKŞENER YORUMU
REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
143 views
26 Kasım 2019 - 8:10
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.


CHP’li bir siyasetçinin Erdoğan ile gizlici görüştüğü tartışmasına İYİ Parti Genel Başkanı Maral Akşener de katıldı.

Meral Akşener Partisi’nin Meclis grup toplantısındaki konuşmasında iktidar medyasının konuya gösterdiği ilgiye şaşırdığını belirten Akşener “Cumhuriyet Halk Partisi’ni merkeze alan bir tartışma, tüm ekranları kapladı. Bu konuda ilgimi çeken bir noktayı dikkatinize sunayım: Muhalefet partilerinin sağlığı ve sıhhatiyle, zerre ilgilenmeyen iktidar medyasının, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili hassasiyeti gözlerimi yaşarttı. Meğer yandaş kalemler ve havuz medyası, CHP’yi ne çok seviyormuş… Ama unutmayalım ki, gerçeklerin bir gün mutlaka gün yüzüne çıkmak gibi bir huyu vardır. Kim kiminle görüştü ya da görüşmedi, kim kimin kaynağı ve her şeyden önemlisi, milli iradenin temsilcisi siyaset kurumunu kim, nasıl kirletiyor, bir gün mutlaka göreceğiz. Siyaset, kişisel çıkar için değil, milletin çıkarı, milletin refahı, milletin huzuru için yapılır” diye konuştu

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener termik santrallere filtre takılması teklifini redden AKP ve MHP’lilere seslenerek “Bu santraller, evlatlarımızı zehirlemeye, toprağı, suyu kirletmeye, 2 buçuk yıl daha devam edecek.” dedi.

Akşener konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hangi vicdanla imza attılar bilemem. Ama bildiğim bir şey var; Üç-beş para babası, daha çok kar edip kasalarını doldursun diye evlatlarımızın sağlığı hiçe sayıldı.
Çanakkale’de, Silopi’de, Elbistan’da, Karabük’te, Kütahya Tunçbilek ve Seyitömer’de, Soma’da, Sivas’ta, Zonguldak Çatalağzı’nda,
Ankara Çayırhan’da, Muğla Yeniköy ve Kemerköy’de, Orhaneli’nde,
yavrularımız zehir solumaya devam edecek.
İnsanın gözünü para hırsı bürümüşse, sadece doğayı değil, hayatın her alanını kirletir, umurunda olmaz…

Ekranları BBG evine çevirdiniz.
Madem Saray’a gidenleri konuşuyoruz;
Mesela, ben; Saraya kim gitti de, “Santral bacalarına filtre takılmasını erteleyelim.” diye Sayın Erdoğan’ı ikna etti, onu merak ediyorum.
Mesela ben;
Seçim döneminde “Bu sorunu çözeceğiz.” denildiği halde, saraya kim gitti de Sayın Erdoğan’ı ikna edip, EYTlileri yüz üstü bıraktı, onu merak ediyorum.
Mesela ben;
Seçimden önce “3600 ek göstergeyi vereceğiz.” dediği halde, saraya kim gitti de, Sayın Erdoğan’ı ikna edip, memurlarımızı yüzüstü bıraktı, onu merak ediyorum.
Mesela ben;
Saraya kim gitti de, Sayın Erdoğan’ı, elektriğe-doğalgaza yüzde 70’i bulan zamlar yapmaya ikna edip, vatandaşın sırtına yeni yükler bindirdi, onu merak ediyorum.
Mesela ben;
Saraya kim gitti de, Sayın Erdoğan’ı, Peygamber Ocağı’nın en stratejik tesislerinden biri olan, Tank Palet Fabrikası’nı, yabancılara satmaya ikna etti, onu merak ediyorum.
Mesela ben;
Saraya kim gitti de, Sayın Erdoğan’ı terörist mektubu okumaya, teröristi devletin televizyonuna çıkarmaya ikna etti, onu merak ediyorum.
Mesela ben;
Tarımda kendi kendine yetebilen Türkiye’de, saraya kim gitti de, Sayın Erdoğan’ı, patates, soğan, buğday, et, fasulye, nohut, hatta saman ithal edip, çiftçimizin belini bükmeye ikna etti, onu merak ediyorum.
Biliyorum, onların merak ettikleri başka…
Ülkeyi, eğitimde, ekonomide, kültürde, ahlakta, tarımda perişan ettiler, sadece şahsi ikballerini merak ediyorlar.
Oysa ki;
“O oraya gitti.”, “Bu buraya geldi.” gibi dedikodularla uğraşacaklarına, vatandaşın ayağına gitseler, gerçeği görecekler.
Çiftçimizin kapısını çalıp, dertleşseler, acı tabloyu görecekler.
Umudum yok ama, belki de görecek, utanacaklar, bir şeyler yapmaya çalışacaklar.bu sistem yüzünden, ülkemizi düşürdükleri çukurdan çıkarmaları imkansız.
Çiftçiyi hiçbir zaman dikkate almadılar.
Tarımı geliştirmek için kıllarını bile kıpırdatmadılar.
Ve Avrupa’nın en geniş tarım alanlarına sahip Türkiye’yi,
tarımda ithalata muhtaç bir ülke haline getirdiler.
Tarımda ithalata muhtaç,
Ekonomide yabancının parasına muhtaç,
Dış politikada Trump’a muhtaç,
Akılda da damada muhtaç bir Türkiye…
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkemizi getirdiği nokta işte bu.
Ne yaptılar biliyor musunuz?
Toprağa sırtlarını döndüler.
Ne diyor Aşık Veysel;
“Koyun verdi kuzu verdi süt verdi,
Yemek verdi ekmek verdi et verdi,
Kazma ile döğmeyince kıt verdi,
Benim sadık yârim kara topraktır…”
İşte o toprağa sırtlarını döndüler.
“Köylü milletin efendisidir.” diye başlayan, modern tarım serüvenimiz;
“Beş müteahhit milletin efendisidir.” diyen, betona gömülmüş akıllarla son buldu.
O beş müteahhit, rantın efendisi,
Damat, ekonominin efendisi,
Kendisi de sarayın, şatafatın, israfın efendisi oldu.
Muratlarına erdiler.
“Temiz Anadolu çocuklarıyız.” diye diye gezdiler, sülaleleriyle beraber milyoner oldular.
Ama “millet” dedik mi, kızıyorlar.
“İş” dedik mi, “aş” dedik mi parlıyorlar.
Nasıl susalım ki?
Son 10 yıldır, bu sofra artık bizim soframız değil.
Biz misafir gibi oturup, Amerikan pirincinden yapılmış pilava kaşık sallıyoruz.
Rus buğdayından pişirilmiş ekmeği, Sırp koyunundan yapılmış kavurmanın suyuna banıyoruz.
Olacak iş değildir bu.
Son 10 yılda çiftçi sayımız yüzde 38 düştü.
400 binden fazla insanımız, toprak işlemeyi bıraktı.
2002’den bu yana tarım alanlarımızın yüzde 12’sini yitirdik.
Tarımsal üretimde dünyanın en büyük ikinci ülkesi olan Hollanda kadar,
bakın Hollanda kadar, tarım alanını kaybettik.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, tüm ülkelerde yetişen 170’ten fazla mahsulün veri tabanını tutuyor.
Mahsullerin hareketini izliyor.
Niçin izliyor biliyor musunuz?
Çünkü bu veriler, medeniyet günlüğü gibi okunuyor.
Çünkü her ülkenin tarımı, aslında medeniyetinin günlüğü.
Çünkü tarımı ölen ülkenin, medeniyeti de ölüyor.
Bakın; gelişmiş ülkeler, teknolojik kalkınmanın yanına ne ekliyor biliyor musunuz? Tarımsal üretimi ekliyorlar.
Mesela Amerikan medeniyetinin temeli olarak pamuk gösteriliyor.
Her tür teknolojiyi geliştiriyorlar, ama medeniyetlerinin temelinde, hala pamuk var.
Bakın, İran bile bu konuda önemli bir vaka:
ABD ve batı baskısına rağmen, İran kendi adımlarını attı.
Petrolden başka, kendine yeten bir tarımsal üretimin peşine düştü.
Ve neyi seçti? Muzu.
İran, 1980’den bugüne, muz üretimini yüzde 1 milyon 300 bin arttırdı.
Kanada ne yaptı biliyor musunuz?
1960 yılında başladığı mercimek üretimini, yüzde 64 milyon artırdı.
Dünya mercimek ihracatının yüzde 80’den fazlasını Kanada yapıyor.
50 yılda sıfırdan başlayıp dünya lideri oldular,
Milyar nüfuslu Çin’i besliyorlar.
Artış oranlarına bakar mısınız?
Bizdeyse bırakın artmayı, azalıyor…
Dünya, tarım gerçeğinin farkında.
Tarımı stratejik bir alan olarak görüyor.
Bizim Tarım Bakanı da, ithal patatesin önünü açıyor.
Çiftçimizin ürünü depolarda çürürken, elin çiftçisi bayram ediyor.
Vizyon bu, misyon bu.



REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.