CHP Yönetiminin İdeolojik Savrukluğu

0
137

Son iki gündür ‘aşkın ve devrimin partisi’ ÖDP’nin genel başkanı Alper Taş’ın Beyoğlu’ndan aday gösterilmesi ile ilgili sosyal medyadaki paylaşımları ve övgülerle dolu yazıları okuyoruz. Bu yazıları yazanların ve beğenenlerin bazılarının CHP üyesi olduklarını gördük. Bizim ise, en başından beri eleştirel bir yaklaşımız var. Ama eleştirilerimiz Alper Taş’ın şahsına değil. Güya CHP’li bazı “solcu”ların büyük bir sevinçle, “mal bulmuş mağribi gibi” Alper Taş’ı kabullenmelerini gördük.

Başka bir ifadeyle adeta partinin “sağcılaşmasından” rahatsız olanların, “sol”dan birilerini görmelerinden mutlu olmalarına tanık olduk.

Ancak bu sevinç ya da mutluluk partinin sağa kaydırılışıınn nedenini sorgulamadan ve solun ne olduğunu kavrayamamaktan kaynaklanıyor.Bu nedenle Alper Taş’ın aday gösterilmesine yönelik sevincin politik değil duygusal olduğu ortaya çıkıyor.

Aslında partililerin böyle adaylarla partinin sola çekilemeyeceğini görememeleri daha da ilginç bir durum.

Kaldı ki; CHP’li olup da bilmeyen yoktur;

HDP’nin “Demokratik Özerklik” adını verdiği bölgesel meclisler temeline dayalı yetki paylaşımına destek veren ÖDP ve Alper Taş’ın solculuğu, yapaydır; emperyalizmin beslemesi solculuktur.

CHP’nin parti programında, Atatürk’ün ilkelerini belirlediği ve sosyal demokrasiyi benimseyen hatta bu ilkelerin ilk üçünün Anayasada yer aldığı bir partidir CHP.

Anayasa’da tarifini bulan Atatürk’ün ilkelerini benimseyen ama emperyalizme karşı olmayan ve tam bağımsızlık içermeyen hiç bir hareket “sol” olarak adlandırılamaz. Emeğin iktidarı, Çevreci, Eşitlikçi, Adalet ve demokrasi üzerine bir dünya kurulabilir. Çağımızın hayata sol’dan bakan siyasal örgütleri bu bu bakış açısını insan hakları, çocuk hakları, hayvan hakları vb. haklarla genişletiyor. Bu bir anlamda demokrasinin evrensel normlarına saygıdır.

CHP evrensel demokrasiyi Kurucusu’nun dediği gibi “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesiyle benimsemekte ve yine 6 ok’tan biri olan “halkçılık” ilkesine dayandırmaktadır.

Öncelikle şunu kimse unutmasın ki CHP, altı temel ilke üzerine oturtulmuş bir partidir. Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün temelini attığı bu altı ilke kesinlikle vazgeçilmezdir. Bu ilkelere bağlılık ve sadakat gösteren her bir birey CHP’de siyaset yapabilmeli ve bunun için de fedakarlık göstermelidir. Özellikle Cumhuriyet tarihinin en ağır günlerinin ve bir karşı devrimin yaşandığı günümüzde bu ilkeler CHP için olmazsa olmaz olmalıdır.

Sadece “ben Atatürkçüyüm” söylemiyle CHP’li olunmaz. O’nun ilkelerine, çağdaş bir anlayışla ama taviz vermeden bağlılık göstermek, o azim ve kararlılıkla yolunda yürümek gerekir.

Atatürk’ün CHP’de siyasallaştırdığı ve yönetimin temel ilkesi haline getirdiği Altı Ok’u, “tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığı” olarak kabullenmeyenler, ABD ya da AB solcusu “Yetmez ama evet”çi lerdir. Liboşlardır.

CHP’yi, vergisini veren sermayeyi reddetmeyen, sol ve emek eksenli bir bakış açısı ile iktidar yapmak isteyen kadroların var olduğunu biliyoruz.

Bu kadroların geniş bir desteğinin de olduğuna inanıyoruz. Ancak ve ne yazık ki CHP yönetimindekilerin böyle bir projelerinin olup olmadığını bilmiyoruz. Bütün sorun da bu ..

Numaralı cumhuriyetçilerin de bu işi yapacağına inanmıyoruz.

Hayata emek ve hak’tan, yani sol’dan bakan CHP’nin vitrini “ithal ve Soros solcuları” değil, örgütünden çıkan ve Atatürk ilkelerine gerçekten bağlı olan partililerin oluşmalıdır.

Günümüz Türkiye’sinde “sol” çok geniş bir çerçeve içinde değerlendirilmekte. Marksizmle Sosyal demokrasi, Baascılıkla, Ulusalcılık “Sol” olarak değerlendirilebiliyor. Halbuki CHP’nin solculuğu Atatürk’ün 6 Ok’u ile çerçevesini belirlediği ilkeler doğrultusundaki Solculuktur.

Solcu olduğunu iddia edip Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini bile ağzına almayan, alamayan ve buna cesaret edemeyenlerin, ulusal bayramlarımızda bir kutlama mesajı bile yayınlayamayanların ne yazık ki son dönemlerde önemli görevlere geldiğini görmekteyiz.

CHP’yi sağa çekmeye çalışanlar da ithal solcular da bu partinin kuruluş mayasından beslenmedikleri için, zaman içerisinde kaybolup gideceklerdir.

CHP’nin bu ideolojik belirsizlikten kurtulup kendi özüne dönmesi mutlaka gerçekleşecek ve umut olmaya devam edecektir. Bu da yurtsever, birikimli, Kemalist ilke ve devrimleri özümseyen bilinçli kadrolarla gerçekleşecektir.

Hiç kimsenin bundan endişesi olmasın!