Yabancılar En Çok Kangal Kaçırıyor

0
94

Bambus arıları ve Hopa engereği kaçakçıların gözdesi


Türkiye’den en çok tıbbi aromatik bitkiler, endüstri bitkileri, baharat ve süs amaçlı bitkiler ile Hopa engereği, bombus arıları ve Kangal köpeklerinin kaçırıldığı açıklandı.

MHP İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu biyokaçakcılık konusunda hükümetin daha titiz davranması gerektiğini söyledi. TBMM Genel Kurulunda konuşan Aslan Kalyoncu “Ülkemizde tescilli çeşitlerin çoğu yabancı ülkelerden gelmektedir. Ülkemiz bitkisel olarak önemli bir merkez olmasına rağmen, TAGEM, üniversiteler ve özel sektör ıslah birimleri yeterince yeni çeşitler elde etmek için bu potansiyeli kullanamamaktadırlar. Eğer bu biyolojik potansiyeli kullanamazsak dışarı bağımlı ve gelecekte tohum üretemez hâle geleceğiz”.dedi.

Hasan Kalyoncu özetle şunları söyledi:

Biyokaçakçılıkla mücadelede esas hedef, siyasi sınırlarımız içerisindeki millî varlığımız olan bitki ve hayvanların tümünün veya bir parçasının ya da fosilinin yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılmasının önlenmesidir. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2013 yılında biyokaçakçılık üzerine 81 ilde başlattığı proje kapsamında kaçakçılığın nelere ulaştığını resmî olarak rakamlara yansıtmış durumdadır ve bu vakalar gazete, televizyon ve basına konu olmuş durumdadır. Bu mücadele kapsamında aslında Tarım Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığıyla iş birliğine gidip okullarda da biyokaçakçılıkla ilgili gençlerimizi, öğrencilerimizi bilinçlendirmelidir. Bu uygulamaların yerli araştırıcılara negatif etkileri de olmuştur. Yerli araştırıcılar özellikle zaman ve bürokrasi açısından zorlanmıştır fakat unutulmamalıdır ki yurt dışına bitki çıkışlarının muhtelif ayakları vardır ve bunlardan birisi uluslararası ortak projelerdir. Gayet masumane görünen ortaklaşa bilimsel çalışmalarla biyokaçakçılığın yapıldığı resmî kayıtlara geçmiş durumdadır. Bu sebeple Tarım Bakanlığı, yerli araştırıcıların da ancak izinle bitki toplayabilmesini ve yapılan çalışmaların bir nüshasının ilgili Bakanlığa verilmesini şart koymuştur.

Ülkemizde tescilli çeşitlerin çoğu yabancı ülkelerden gelmektedir. Ülkemiz bitkisel olarak önemli bir merkez olmasına rağmen, TAGEM, üniversiteler ve özel sektör ıslah birimleri yeterince yeni çeşitler elde etmek için bu potansiyeli kullanamamaktadırlar. Bu durumun çok iyi incelenmesi gerekir. Eğer bu biyolojik potansiyeli kullanamazsak dışarı bağımlı ve gelecekte tohum üretemez hâle geleceğiz.

Türkiye’deki floristik çalışmalar 1700’lü yıllara dayanır. 1600’lü yıllardan sonra ülkemizde botanikçiler yetişmeye başlamıştır fakat ülkemizde araştırma yapan bilim adamlarına baktığımız zaman, İngiliz, Fransız, Hollandalı, İsviçreli ve Alman menşeli olduklarını görüyoruz. Mesleklerine, çalıştıkları yerlere, gruplara baktığımız zaman çok farklı şeyler karşımıza çıkıyor. Bunlardan birisi, yine biyokaçakçılığın var olduğu ve meslekleri hekim, eczacı, ziraatçı olanların bir kısmının ajan olduğu, bir kısmının çiçekçi tüccar olduğuyla karşılaşıyoruz.

Kaçırılan canlılar ise tıbbi aromatik bitkiler, endüstri bitkileri, baharat ve süs amaçlı bitkiler durumundadır. Bunun yanında Hopa engereği, bombus arıları, Kangal köpekleri, yine bu kaçırılan organizmalar veya canlılar arasında sayılabilir.

Yapılan uluslararası projelerde, özellikle ülkemizdeki endemik hayvan ve bitkileri proje kapsamında yurt dışına çıkararak, bunlardan yeni kültür bitkileri elde etmek için gen aktarımı yaparak soğuğa, sıcağa, kuraklığa ve hastalıklara dayanıklı türler elde ederek, bunları ülkemize tekrar yüksek fiyatlarla satarak önemli ölçüde gelir elde etmektedirler. Aynı zamanda, kendi ekolojilerinde yetişmeyen bitkilerde bulunan genleri izole ederek sahiplenmektedirler. Bunun önüne geçmek için, ülkemizdeki yaklaşık 3 bin endemik bitkinin ve hayvanın DNA bantlarının çıkarılarak genlerin ülkemiz adına tescillenmesi, uluslararası yapılan projelerde üniversite, özel sektör ve TAGEM tarafından yapılan projelerin uzmanlar tarafından çok iyi incelenmesi gerekmektedir.
Biyokaçakçılıkla mücadele anlamında önemli katkı sağlayacak olan, 26’ncı Dönemde Orman ve Su İşleri Bakanlığınca hazırlanan Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı bakanlıklar arasındaki bürokrasiye takılarak gündeme gelmemiştir fakat bu konu oldukça önemli olup bu dönemde Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu ve biyokaçıkçılıkla ilgili kanunun bir an önce hazırlanarak yürürlüğe girmesi gerekmektedir. Bunu sayın milletvekillerine özellikle söylüyorum. Türkiye’nin önünde en önemli konulardan birisi çünkü biyokaçakçılık ve biyoçeşitliliğin devamında biyolojik savaşa doğru giden bir durum söz konusu.